Bağışıklığı Güçlendiren Besinler

Bağışıklık sistemi

Bağışıklık sistemi, vücudumuzdaki tüm diğer sistemlerin sağlıklı işleyebilmesi için, güçlü tutmamız gereken bir sistem. Pandemi döneminde ne kadar önemli olduğunu çok daha iyi anladık. Ancak bağışıklık sistemi bir anda güçlendirilebilecek ve sağlıklı hale gelecek bir sistem değil. Yıllardır sürdürdüğümüz yaşam tarzımızın bir eseri. Doğduğumuz günden itibaren bizimle doğup, gelişiyor. Pandemi sürecindeki veriler ve gözlemlerimiz de bağışıklık sistemi güçlü olanların Covid-19 virüsüne karşı daha dirençli olduğunu, enfeksiyonu daha kolay atlattığını gösteriyor.

Sık sık vurguladığımız sağlıklı yaşam alışkanlıkları, güçlü bağışıklığın temeli. Düzenli egzersiz, kaliteli uyku, bol sıvı tüketmek, dengeli, sağlıklı beslenmek ve stresimizi yönetebilmek, sağlık için temel unsurlar. Oksijen radikallerinden olabildiğince sakınmak, inflamasyona neden olabilecek alışkanlıklardan uzak durmak ve bağışıklığımızı dengede ve sağlıklı tutmak gerekiyor.

Yapılan çalışmalar, D vitamini kan değeri düşük olanlarda enfeksiyonun çok daha ağır geçtiğini gösteriyor. Bu nedenle D vitamini takviyesi almak önemli. C vitamini ise, savaşçı hücrelerimizin işleyişinde çok önemli olduğundan, günde en az 1000mg tüketilmesi uzmanlarca öneriliyor.
Sambucus Nigra’nın, korunmada etkinliği de çalışmalarla gösterilmiş. Zeytin yaprağı ekstresi, zerdeçal, zencefil gibi bitkisel kaynaklar da destekleyici olarak kullanılabilir. Dengeleyici çörek otu da bu dönemde etkili kaynaklar arasında.

Kronik hastalığı olanların ve ileri yaştakilerin mutlaka Pnomoni aşısı yaptırmaları gerekiyor. Hastalık zemininde daha ağır seyredebiliyor çünkü. Yine özellikle havalar soğumaya başladığı şu günlerde soğuk algınlığı, grip gibi hastalıklara da yakalanmamak için özen göstermek önemli.

Güçlü bağışıklık sisteminin temel desteği; D vitamini

D vitamini, kemiğin sert ve güçlü yapısını oluşturan kalsiyumun bağırsaklardan emilmesinde ve kemiğe yerleşmesinde temel bir fonksiyon oynar ve kemik sağlığı ile ilişkilendirilmiş bir vitamindir. Ancak bağışıklık sisteminin sağlıklı işleyişindeki önemi en az kemik sağlığı kadar önemlidir. Çalışmalar, gebelik sırasında yeterli miktarda D vitamin alan annelerin bebeklerinin, bağışıklık sisteminin daha sağlıklı olduğunu ve alerjik hastalıkların daha az görüldüğünü de göstermiştir. Çocuklarda erken dönem vitamin D yetersizliği de, alerjik sorunlar için zemin hazırlamaktadır.

D vitamininin solunum sisteminde antiviral etkileri ve bağışıklık sistemini desteklemesi nedeniyle bu günlerde mutlaka alınması gereken vitaminlerden biridir. Viral solunum yolu enfeksiyonlarının önlenmesinde ve tedavisinde D vitamininin etkinliği gösterilmiştir. Covid-19 enfeksiyonunun D3 vitamini düşük olanlarda daha ağır seyrettiği gösterilmiştir. Bu nedenle birçok çalışma verisi ve sağlık otoritesi, pandemi döneminde D vitamini kan seviyelerinin yüksek düzeylerde tutulmasının önemini vurgulamaktadır.

D vitamini, COVID-19’un zarar verebilecek bir enfeksiyon haline gelmesini engellemeye yardımcı olabilir. Bu nedenle D vitamini seviyesinin bir sağlık kuruluşundan öğrenilip takip edilmesi, doktora danışarak gerekli dozlarda D vitamin takviyesi alınması faydalı olacaktır.

Bağışıklığınızın güçlü ve sağlıklı olması için, vücudunuzda hiç bir vitamin ve mineralin eksik olmaması çok önemlidir. Bol su, dengeli beslenme, düzenli uyku ve egzersiz ile desteklendiğinde, vitamin ve mineral takviyeleri hayatınızı değiştirebilir.

Koyu renkli meyvelerin gücü

Gökkuşağının tüm renklerini gün içinde beslenme programımızda bulundurmamız gerekiyor. Ancak bu koyu renkli meyvelerin yeri ayrı. Koyu renkli meyveler yapılarında bulunan güçlü etken maddeler sayesinde, kış aylarında en güçlü destekçilerimiz.

Kara mürver içeriğinde bulunan yüksek miktarda proantosiyanodin sayesinde güçlü antioksidan etkili bir meyve. Oksijen radikallerinin temizlenmesinde oldukça başarılı. Latince adı Sambucus Nigra olan bu meyve ülkemizde yaygın olarak yetişiyor ve geleneksel olarak birçok alanda kullanılıyor. Ancak sağlık faydaları için, nerde yetiştiği, nasıl işlendiğinden emin olduğunuz ürünler kullanmak çok daha güvenli. Uluslararası kalite standartlarına uygun üretilmiş ürünler kullanmak ve özellikle bu ürünleri eczanelerden almak, sağlığınızı desteklemek için en doğru yol.

Mikro besinlerin makro etkileri

Sağlıklı bir hayat sürebilmek için sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmemiz gerektiğini her fırsatta vurguluyoruz. Vücudumuza uzun dönemde nasıl baktığımız, ilerleyen yaşlarımızda kronik hastalıklarımızın ortaya çıkması ihtimalini doğrudan etkiliyor.

Vücudumuz kocaman bir sistemler bütünü ve bu sistemlerin sağlıklı çalışabilmesi için bazı ihtiyaçları var. Günlük olarak bu ihtiyaçların mutlaka karşılanması gerekiyor. Dengeli ve yeterli beslenme ile karbonhidrat, yağ ve protein gibi makro besin, vitamin ve mineraller gibi mikro besin ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz. Düzenli egzersiz sistemlerin bu besinleri kullanabilmek için gerekli enerji üretimine yardımcı oksijenin dokulara taşınmasında çok büyük etken. Bol su tüketmek, vücudun atıklardan ve toksinlerden arındırılmasında önemli. Uyku ve stres yönetimi, sistemlerin kendini yenilemesi için olmazsa olmaz. Bunlardan herhangi birinin yetersizliği ileride çıkabilecek hastalıkların temel nedeni olabilir.

Birçoğumuzun vücudunda vitamin ve mineral değerlerinin normal sınırların altında seyrediyor. Bu vitamin ve minerallerin eksikliklerini kısa sürede anlamak her zaman mümkün olamıyor. Ancak uzun dönemli eksiklikler, vücutta farklı problemlerin başlamasına neden olabiliyor. Genellikle, halsizlik bitkinlik, yorgunluk, keyifsizlik, saç dökülmeleri, dilde ve tırnaklarda farklı görünümlerle başlayan sinyaller, yavaş yavaş kendini daha ağır tablolara bırakabiliyor.

Vitamin ve mineraller, vücutta işleyen birçok süreçte yardımcı olarak görev yaptığından, herhangi bir şekilde bulgular görülebiliyor. Mikro ve makro besleyicilerin yeterli seviyede alınması vücuttaki biyolojik sistemlerin doğru çalışmasına ve bu sayede mutlu ve üretken bir hayat sürmemize çok önemli ancak göz ardı edilen etmenler. Olası eksiklikleri erken zamanda tespit edilmeli ve yerine konulmalı. Bu amaçla da kalite standartlarına uygun şekilde üretilmiş destekleyici vitamin ve minerallerin, bir sağlık uzmanı kontrolünde kullanılması önemli. Vitamin ve mineral eksikliklerinde kullanılacak takviyeler, bir sağlık uzmanı tarafından uygun şekilde seçilmeli ve birlikte kullanımları doğru bir şekilde planlanmalı.

Bağışıklık sistemi şaşırmışsa; Saman nezlesi…

Bağışıklık sisteminin yetersizliği önemli bir problem ancak bağışıklık sistemine ilişkin tek sorun değil. Bağışıklık sisteminin gereğinden fazla saldırgan olması da önemli problemlere neden oluyor. Allerjik ve otoimmun hastalıklar, bağışıklık sisteminin dış etkenlere ve kendi hücrelerimize gereksiz yere tepki vermesinden kaynaklanıyor. Ağaç ve çiçek polenleri, çimenler, küf mantarları, ev akarları, gıda maddeleri ve akla gelmeyecek birçok şeye karşı alerji gelişebiliyor.

Saman nezlesi en sık rastlanan bahar alerjisi. Gözlerde sulanma, kaşıntı, kızarıklık, burunda akıntı, tıkanıklık, kaşıntı, hapşırık ve geniz akıntısı görülebilir. Hastaların bir kısmında alt solunum yolları da etkilenerek astım tablosu ortaya çıkar veya var olan astım şiddetlenebilir. Bu durumda nefes darlığı, öksürük, göğüste daralma hissi, hırıltı görülebilir. Genellikle bu belirtiler nöbetler halinde seyreder.
Ailede alerjik yapının bulunması, bahar aylarında doğmuş olmak, erkek cinsiyet, bebeklik döneminde sigara dumanına maruz kalmış olmak gibi etkenlerin yanı sıra, erken çocukluk döneminde fazla hijyen takıntılı ortamlarda büyümek, bağırsak florasının bozuk olması da alerji için zemin oluşturabilir.

Semptomlardan kurtulmak için alerjenlerden olabildiğince uzak durmak en önemli basamaktır. Bağışıklık sisteminin dengeli hale getirilmesi ise tedavinin temelidir. Bu amaçla dengeli beslenmek ve bol sıvı tüketmek oldukça önem taşır. Stresten uzak yaşanmalı, alkol ve sigara gibi tetikleyiciler kullanılmamalıdır. Semptomlar ağırlaşırsa mutlaka bir uzman doktor kontrolüne başvurulmalıdır.
Bahar alerjisi yeterince ciddiye alınmazsa daha ciddi problemlere yol açabilir. Uyku düzeninde bozulma, dolayısı ile gündüz konsantrasyonda azalma ve baş ağrısı görülebilir. Daha da ilerleyen dönemlerde, önlem alınmazsa sinüzit, otit, astım gibi sorunlara dönüşebilir. Semptomları hafifletmek için doğal, bitkisel kaynaklardan faydalanılabilir. Bağışıklık sistemimizin temelini oluşturan bağırsak florasını desteklemek için probiyotikler önerilebilir.