Kollajen Kullanmalı Mıyız?

Koruma kalkanı cildimiz

Cilt vücudumuzun en ağır ve geniş organıdır.
Aslında birçok görevi olan gizli bir kahramandır. Vücut ısımızın düzenlenmesinde, birçok maddenin depolanmasında, emilim ve atılımında, etrafımızı tanıyıp tanımlamada, çok önemli bir vitamin olan D vitamininin üretiminde görevleri vardır. Organizmayı dış etkenlerden korumak da onun görevidir.

• Keratin tabakası, hızlı yenilenme özelliği ve üzerindeki sebum sayesinde mekanik bir bariyerdir.
• Ter bezlerinden salgılanan ter ve diğer salgılar sayesinde kimyasal bir bariyerdir.
• Ciltte yerleşik makrofaj hücreleri ve immungloulin A sayesinde immünolojik bir bariyerdir.
• Melanin pigmenti sayesinde ultraviyole ışınlara karşı bir bariyerdir.

Organizmayı koruyan bir kalkan olduğundan, cildin sağlıklı, güçlü ve esnek olması çok önemlidir.

Cildimiz çevremizle sürekli bir iletişim halindedir

İlerleyen yaş, sigara kullanımı, aşırı stres, hava kirliliği, güneş ışınları ve hareketsizlik cilde esneklik ve canlılık veren kollajenin azalmasına neden olur.
Kollajen cildi gergin, sağlam ve dayanıklı tutan temel iskelet yapıdır. Azalmasıyla beraber ciltte, yavaş ancak giderek daha fazla gözle görülür hale gelen değişiklikler olmaya başlar.
• Elastin ve Kollajen kaybı
• Ciltte kuruma ve kalınlaşma
• Bariyer lipidlerin oksidasyonu
• İnflamasyon
• DNA hasarı
• Ciltte canlılık kaybı
• Lekelenmeler
• Kırışıklıklar
• Cilt Yaşlanması

Kollajen nedir?

Kollajen cildin ve bağ dokuların ana bileşenidir. Tüm vücudumuz için olmazsa olmaz yapısal bir proteindir ve dokuların bir arada durmasını sağlar. Vücudun farklı bölgelerinde onlarca farklı tipte kollajen bulunur. Kıkırdak ve bağ dokularda tip 2 kollajen hakim iken, ciltte en fazla miktarda bulunan kollajen, tip 1 kollajendir ve cildin gücünü, esnekliğini ve su tutma kapasitesini belirler.

Kollajen, vücuttaki toplam proteinlerin %25’ini oluşturur. Vücutta üç peptit zincirinin birbirine sarılmasıyla oluşan üçlü heliks demetleri şeklinde bulunur. Kollajen, mekanik etkilere çok dayanıklıdır ama esneme özelliği düşüktür, elastinle birlikte bulunması esneme özelliği için önemlidir.

Kollajenin yeterli miktarda ve kalitede sentezlenmesi, sağlık açısından oldukça önemlidir. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları, yeterli ve dengeli beslenme, oksijen radikallerinin hasarından korunmak kollajen sentezini artırmaya destek olur. Özellikle C vitamini kollajen üretimini destekleyen en önemli kaynaklardan biridir. C vitamini eksikliğinde kollajenler arasındaki çapraz bağlar oluşamaz ve kollajen sentezi baskılanır.

Kaç tip kollajen var?

İnsan vücudunda 20’nin üzerinde kollajen tipi tespit edilmiş ve bulunduğu dokuya göre farklılık gösteren bu kollajen tipleri numaralarla isimlendirilmiştir. Yaygın olarak bilinen dört ana tip vardır.

 Tip I kollajen, vücut kollajeninin en büyük kısmını oluşturur. Yoğun olarak paketlenmiş sıkı liflerden oluşur. Cilt, tendon, ligamanet, bağ doku ve kemik yapısını destekler.
• Tip II kollajen daha gevşek liflerden oluşmuştur. Eklemlerin yapısında bolca bulunur.
• Tip III kollajen, kasların, iç organların ve damarların yapısını destekler.
• Tip IV kollajen, bazal lamina yapısında bulunur, cilde sıvı geçişi için yardımcı olur.

Yıllar içinde, vücuttaki kollajenin kalite ve miktarı azalır. Bu süre yaşam alışkanlıklarına ve genetik özelliklere göre değişiklik gösterebilir. Kollajen miktarının azalması, dokuya özgü değişikliklere neden olur. Ciltte esneklik kaybı, yapısal bozukluklar ve kırışıklıklar başlarken, eklemlerde hareket kısıtlılığı ve ağrı gibi bulgular ortaya çıkabilir. Bu nedenle, yaş ilerledikçe kollajen desteğinin önemi daha da artar.

Neler kollajen kaybına neden olur?

Kollajen üretiminin azalması ve kalitesinin düşmesinin en önemli nedeni yaşlanmadır. Yaşlanma sürecini hızlandıran tüm süreçler, kollajen yapıları da olumsuz etkiler. Hava kirliliği, sigara kullanımı, stres gibi oksijen radikallerini artıran durumlar kollajen üretimini ve kollajen kalitesini bozar. Bu nedenle yaşlanmayı hızlandırır. Olumsuz yaşam koşullarından ve alışkanlıklardan uzak durmak yaşlanmayı geciktirmek için alınacak en önemli önlemlerdir.

Sağlıklı ve dengeli beslenmek, sağlıklı yaşamı destekleyen en önemli unsur olduğundan, şeker ve rafine karbonhidratların fazla miktarda tüketimi, kollajen sağlığını olumsuz etkiler.
Vücudun kendini onarma yeteneğinin desteklenmesi ve inflamasyonun engellenmesi, için şeker ve rafine karbonhidratın tüketiminden kaçınılmalı, taze sebze, meyve ve protein tüketimi artırılmalıdır.

Ultraviyole ışınlar, kollajen üretimini olumsuz etkileyen diğer faktördür. Güneş ışınlarına uzun süreli ve yoğun maruziyet, kollajen üretiminin bozulmasına bağlı olarak ciltte yaşlanmayı hızlandırır. Bu nedenle cildin güneş ışınlarından yeterince korunmasına dikkat etmek gerekir.

Hareketsiz bir hayat, yeterince sıvı tüketmemek, rutin bir uyku düzenine sahip olmamak ve stres yönetimi becerileri kazanmamış olmak da yaşlanma sürecini olumsuz etkileyen durumlardır.

Tip 1 ve tip 2 kollajen kaynakları nelerdir?

Takviye olarak kullanılacak kollajen içerikli ürünler balık, sığır ve tavuk gibi hayvansal kaynaklardan elde edilebilir.

Cilt desteği, balık ve sığırdan elde edilen tip 1 kollajen, enzimatik süreçlerle hidrolize edilerek, küçük molekül ağırlıklı peptitlerine ayrılır. Tip 1 kollajen peptitleri ne kadar küçük olursa, sindirim sisteminden o kadar iyi emilir ve cilde kolaylıkla ulaşır. Balık kollajeni, tip 1 kollajen içeriği daha yüksek, molekül ağırlığı daha düşük, olası kimyasal maruziyeti daha az ve yapısı doğal cilt kollajenine daha uygun olduğundan tercih edilen bir kaynaktır.

Eklem desteği, tavuk kıkırdağından elde edilen tip 2 kollajen ise, takviye ürünlerin içinde, doğası değiştirilmemiş şekilde bulunur. Bağırsaklardan emilmesi amaçlanmadığından düşük molekül ağırlığa sahip olmasına gerek yoktur ve bu nedenle hidrolize edilmemiştir. Bağırsaklarda, immun sistemin bir parçası olan payer plaklarında ‘oral tolerans’ denilen bir etkileşim sağlayarak, eklemlerdeki tip 2 kollajene bağışıklık sistemi saldırısını engeller ve inflamasyonun yatışmasına yardımcı olur.

Kollajen desteği almanın vücuda faydaları nelerdir?

Kollajen vücudumuzda birçok dokuda bulunan yaygın bir protein yapıdır. Yaşlanma süreci ile beraber vücudun birçok bölgesinde kollajen kaybı ve dolayısı ile fonksiyonel bozukluklar ortaya çıkabilir.

Cilt yaşlandıkça kollajen içeriğini yavaş yavaş kaybeder, kırışıklıklar ve sarkmalar görülmeye başlar. Cildi Tip 1 kollajen takviyesi ile desteklemek cildin daha güçlü görünmesine, pürüzsüzlüğün artmasına yardımcı olur ve cilt hücrelerinin normal şekilde yenilenmesine ve onarılmasına yardımcı olur. Kollajen yalnızca cilt değil, saç ve tırnak sağlığı için de iyi bir destektir.

Vücudumuzdaki kemiklerin birbiriyle bağlandığı eklemler, tendon ve ligamentlerle desteklenmiştir. Tip 1 kollajen bu bağ doku elemanların gücüne destek veriri. Eklemin iç yapısındaki kıkırdak ise tip 2 kollajen desteği ile daha sağlıklı bir yapı kazanır. Eklem problemleri olanlarda, hareket kabiliyetini artırdığı, ağrı ve şişlik gibi semptomların rahatlamasına yardımcı olduğu çalışmalarla gösterilmiştir.

Yapılan çalışmalar, düzenli kollajen kullanımının vücudun birçok bölgesinde olumlu etkileri olduğunu göstermektedir. Kollajenin bağışıklık sistemini destekleyen bir takviye olduğu bilinmektedir. Kollajen, sindirim sistemi dokularında da koruyucu etkiye sahiptir. Bağırsak duvarının onarımında ve fonksiyonlarında yardımcıdır.

Kollajen desteği ayrıca kas kitlesinin korunmasına ve kemik sağlığını desteklemeye yardımcı olur. Diş sağlığını korumak için de faydaları gösterilmiştir. Kornea sağlığına direkt olarak etkilidir ve göz sağlığının korunmasında yardımcıdır.

Cilt desteği tip 1 kollajen

Cildimiz bizi dış çevreden koruyan bir kalkan gibidir ve güneş ışığı, soğuk hava, hava kirliliği gibi oksidatif hasara neden olacak tehditlerden korur. Çevresel hasarlarla ve yaşla birlikte ciltteki kollajen miktarı azalır ve cilt daha kuru, esnek olmayan, matlık ve kırışıklıkların oluşmaya başladığı bir sürece girer. Bu nedenle eksilen tip 1 kollajeni yerine koymak önemlidir. Cilt, yapısındaki nemi ve esnekliğini koruyabildiği sürece sağlıklıdır.
Tip 1 kollajen kullanımındaki temel amaç yalnızca estetik fayda değil, aynı zamanda sağlıklı bir cilde sahip olmaktır.

Tip 1 kollajen hangi yaş grubunda nasıl kullanılmalı?

Özellikle 20’li yaşlardan itibaren, çevresel etkilere uzun süre maruziyet sonucu ciltte yapı değişiklikleri ve kollajen kaybı başlar. Cilt altı doku kaybı nedeni ile cildin yüzeyinde görünür değişiklikler olur. Bu nedenle 20’li yaşlardan itibaren kollajen kullanımı gerekebilir. Yaş ilerledikçe ihtiyaç artacaktır. Özellikle 40 yaş üzerinde cilt hasarı belirginleşmeye başladığında daha yüksek dozlar ve daha uzun kullanımlara ihtiyaç olabilir.

Sadece kadınlar mı kullanmalı?

Kollajen kaybı herkeste görülebilen ve olumsuz çevresel şartlar ve yaşlanmanın doğal bir sonucu olduğundan, kollajen takviyesi kullanımı hem kadınlar, hem de erkekler için önerilebilir. Cildimiz vücudumuzdaki en büyük ve geniş organıdır. Sağlığı ve normal fonksiyonlarının devamlılığı herkes için önemlidir. Bu nedenle doğal, kaliteli ve güvenilir takviyelerle desteklenmesi, diğer organlarımızı ve vücut fonksiyonlarımızı desteklemek kadar dikkate alınmalıdır.

Kollajen ürünlerini kullanırken nelere dikkat etmek gerekiyor?

Kullanılan ürünün sağladığı günlük kollajen miktarı ilk değerlendirilmesi gereken konudur. Fayda görülebilmesi için en az 2000 mg/gün kollajen alınmalıdır.

Kollajen cildimizde elastin denilen ve cildin gerilme gücünü destekleyen oligopeptitlerle bir arada bulunur. Kullanılan ürünün kollajen elastin kompleksi olarak bu doğal yapıda ve cilde uyumlu olması önemlidir.

Kollajen kaynağı olarak, balık kaynaklı kollajenler daha fazla tip 1 kollajen içerdiğinden cilt desteği olarak balık kaynaklı kollajenlerin kullanılması tavsiye edilir. Kollajen hidrolize edilerek peptitlerine parçalanır ve bu şekilde emilerek dokuya ulaşır. Bu nedenle bu peptitler ne kadar küçük olursa o kadar etkili olur. 3000 daltonun altı, sınır olarak belirlenebilir. Balık kollajeni peptitleri sığır kollajenine göre çok daha küçüktür, bu da balık kollajeni tercih etmek için diğer önemli bir nedendir.

Kollajen, antioksidan kaynaklarla daha etkili hale gelir. Bu nedenle C vitamini, bitkisel antioksidanlar ve diğer vitaminler ve minerallerle desteklenmiş ürünler etkiyi artıracaktır.
Hyaluronik asitle desteklenmiş bir kollajen, su tutma kapasitesini çok daha fazla artıracağından hızlı bir etki ortaya çıkaracaktır.

Kollajenin net etkisinin görülebilmesi için 2 ay gibi bir süre düzenli kullanılması önerilir.
Yalnızca kollajen değil, tüm gıda takviyelerinin kullanımında, mutlaka ürün içerikleri ve ürün kalitesi iyice değerlendirilmeli, üretici firma incelenmelidir. Özel durumlarda, mutlaka uzman sağlık profesyonellerine danışılarak kullanılmalıdır.